Matematik-Mertcanın yapımı
  Sbs için günde kaç soru çözülmeli
 

   SBS İÇİN GÜNDE KAÇ SORU ÇÖZÜLMELİ
     

SBS'ye hazırlık için günde kaç soru çözülmeli?

 

Bazı öğrencilerimiz şu soruyu sıkça yöneltiyorlar:

"SBS’ye hazırlanmak için günde kaç soru çözmeliyim? Bazıları günde en az 500, bazıları ise 1000 soru çözmemiz gerektiğini söylüyorlar. Bu sayıları duyunca karamsarlığa kapılıyoruz, çünkü o kadar soru çözemiyoruz? Ne yapmalıyız?"

Her şeyden önce şunu vurgulamak gerekir ki bu konu bireyseldir. Bir örnekle açıklayayım: Bir hasta, doktora gider ve derdini anlatır. Doktor ona bir tedavi stratejisi uygular. Aynı dertten muzdarip başka bir hasta, aynı doktora gider. Doktor, onu muayene eder. Ancak doktor bu hastaya, diğerinden farklı bir tedavi programı verebilir. Çünkü hastalık aynı olsa da hastalar ayrıdır. Yani herkes OKS’ye hazırlansa bile, OKS’ye hazırlanan her bir öğrenci farklı farklı kişiliklerdir.

Bu bağlamda bir öğrencinin ne kadar soru çözmesi gerektiğine onu çok iyi tanıyan, eksiğini gediğini iyi bilen rehber öğretmenler karar verebilir. Ancak bir öğrencinin günlük çözeceği soru sayısının belirlenmesi konusunda öğrenci, veli ve öğretmen işbirliği yapmalıdır.

Fakat bu konuda bazı temel kriterleri hatırlatmadan da geçemeyeceğiz.

Gerçek sınavlarda, örneğin OKS’de, öğrencilerimize 100 soru sorulmakta ve bunun için 120 dakika verilmektedir... Öyleyse bir öğrenci günde en az 100 soru çözmeyi hedeflemeli ve bunu gerçekleştirmeye çalışmalıdır. Öğrenci, zamanla bu 100 soruyu 120 dakikada, sağlamasını da yapacak şekilde, çözebilmeyi başarmalıdır.

Okulun veya dershanenin olmadığı "tatil günlerinde" ise çözülen soru sayısı normal günlerin iki, en fazla üç katına çıkabilir. Yani öğrencinin tamamen boş olduğu böyle günlerde 200-300 soru çözülebilir.

Öyleyse, bir öğrencinin Türkçe, matematik, fen ve sosyal bilgiler derslerinin her birinden günde 25’er sorudan oluşan birer test çözmesi yeterlidir. Öğrenci sadece bir dersten de günde 100 soru çözebilir. Öğrenci soru çözerken eksik olduğu, daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyduğu derslere de ağırlık verebilir. Önemli olan, her dersten dengeli bir şekilde ihtiyaç kadar soru çözülebilmesidir.

Ancak çerez yer gibi soru çözmek, o an için kendimizi tatmin etmek ve hava atmaktan başka hiçbir işe yaramaz. Soru çözerken her bir sorudan mesajlar çıkarmalıyız. Bir soruyu çözerken kendimize: “Acaba bu soru bana hangi mesajı veriyor, soruyu hazırlayanlar bu soruyu hangi amaçla hazırlamış, sorudan ben neler öğrenebilirim?” sorularını sormalı ve bu soruların cevaplarını aramalıyız. Aksi hâlde çok soru çözmek marifet değil, hatta zararlıdır.

Ailelerin de öğrencilere sürekli "Çalış, çalış, çalış..." demeleri başarı adına olumsuz bir yaklaşım biçimidir. Bu baskıları üzerinde yoğun olarak hisseden öğrenci, çözdüğü soru sayısını artırsa bile bu çalışma şekli olumlu sonuçlar doğurmayabilir. Verimsiz bir çalışma, "Çok çalışıyorum; ama bir tülü istediğim başarıyı yakalayamıyorum." yakınmalarına yol açabilir. Veli de öğrencinin çalıştığını görür; ama sonuç alınamadığı zaman, bir çıkmaza girer. Ne yapacağını şaşırır, duygusal yörüngeli sorunlar yaşayabilir. "Çok çalış..." baskılarına maruz kalan öğrenci, aslında aile baskısından kurtulmak ve onları tatmin edebilmek için de çok çalışıyor görünebilir. Ancak şunu altını çizerek vurgulayalım ki başarıya çok çalışılarak değil de "verimli çalışılarak" ulaşılabilir. Çalışma stratejileri belirlenirken hem öğrenci, hem aile, hem de öğretmenler bu temel bilimsel gerçeği göz önüne almalıdır. Aksi hâlde istenilen sonuçlara bir türlü ulaşılamaz, sorunlara da bir türlü çözüm bulunamaz. Çünkü hep yanlış "teşhisler" üzerinde durulmuş olur.

Aksatmadan her gün 100 soru çözmek, sanıldığı gibi az değildir. Çünkü sınavlar haziran ayında yapılmaktadır. Bir öğrencinin eylül ayından itibaren her gün 100 soru çözdüğünü düşünürsek, bu çalışma 9 ay boyunca sürecektir. Sonuçta öğrenci sınavdan önce yaklaşık 27 bin soru çözecektir. Bu da yaklaşık 10 soru bankası demektir. Yani bir öğrenci günde 100 soru çözerek, sınava kadar yaklaşık 10 soru kitabı bitirebilir. 10 kitabı bitiren bir öğrenci, kaliteli dokümanlardan yararlanmak şartıyla, sınavda karşısına çıkabilecek bütün soru tipleriyle karşılaşabilir, yeterli tecrübeyi kazanabilir, soru tekniğini iyice kavrayabilir. Kısacası sınavda başarılı olabilmek için gerekli çalışmayı yapmış olur.

Yalnız ısrarla vurguladığımız gibi soru çözerken "verimli bir çalışma" gerçekleştirmek gerekir. Bu da şöyle olacaktır:

  • Soru çözmeye başlanmadan önce mutlaka konu tekrarı yapılmalıdır. Bilinmeyen konudan soru çözülmemelidir. Bilinmeyen konudan soru çözülürse, yanlışlar çok çıkar. Bu da moral bozukluğuna neden olur. Sonuçta öğrencinin çalışma isteği zedelenebilir.
  • Sorular süre sınırı konularak çözülmelidir. İlk başlarda soru başına ayrılan süre biraz fazla olabilir. Ancak özelikle ikinci dönemden itibaren bir sorunun bir dakikada çözülebileceği hıza ulaşılmalıdır. Soru başına ayrılan süre, sayısal sorularda biraz fazla; sözel sorularda ise biraz daha az olabilir. Fakat sonuçta bir soru ortalama bir dakikada çözülebilmelidir.
  • Sorular test test ve bir oturuşta çözülmelidir. Örneğin Türkçe testinden 25 soruluk bir test çözülecekse, bu testin tamamı bitirilmeden soruların başından kalkılmamalıdır. Sonra 5 - 10 dakikalık bir ara verilebilir. Ancak başka bir test çözülmeye başlandığında yine test bitirilmeden soruların başından kalkılmamalıdır. Sınavın çok yaklaştığı zamanlarda, örneğin sınavdan iki ay öncesinden itibaren ise deneme sınavlarına ve "çıkmış sorulara" ağırlık verilmelidir ve deneme sınavları da bir oturuşta çözülmelidir. Çünkü gerçek sınavlarda ara verilmemektedir. Sınavda 120 dakika süre verilmektedir ve bu süre içinde de 100 sorunun çözülmesi istenmektedir. Sınavdan önce özellikle deneme sınavları aracılığı ile bu çalışmalar çokça yapılırsa, sınavda zorluk çekilmeyecektir. Ayrıca, sınavlar en iyi şekilde, "çıkmış sorular" çözülerek tanınabilir.
  • Soru çözerken başka işle uğraşılmamalıdır. Bilindiği gibi sınavda ne radyo, ne televizyon, ne bilgisayar ne de telefon vardır. Sınavda öğrenci ve sorular baş başadır. Öyleyse sınavdan önce benzer şartlarda soru çözmeye alışılmalıdır. Bu da sınav ortamına benzer ortamlarda soru çözmekle mümkündür. Bu bağlamda dershanelerin, dergilerin, okulların, kurumların (Güvender gibi) yaptığı deneme sınavlarına girilebilir. OKS'den önce yapılan özel Okullar Sınavı ile DPY sınavına başvurularak gerçek bir sınav tecrübesi kazanılabilir.
  • Sorular tamamen bitirilmeden cevap anahtarı kontrolü yapılmamalıdır. Örneğin 20 sorudan oluşan bir Matematik testi çözülürken soruların hepsi bitirilmeden cevaplar kontrol edilmemelidir. Bilindiği gibi sınavlarda cevap anahtarı kontrolü yapılamamaktadır.Çünkü cevap anahtarları sınavdan önce açıklanmamaktadır. Ancak sınavdan çıkıldıktan sonra böyle bir imkân elde edilebilmektedir. Bu bağlamda, sınavdan önce soru çözülürken bu duruma hazırlanılmalıdır. Ayrıca her sorudan sonra cevap anahtarı kontrolü yapılmasının bazı sakıncaları vardır. Örneğin ilk soru yapıldıktan sonra cevap anahtarına bakıldığında, cevap yanlışsa, moral bozukluğu yaşanabilir. Bu nedenle diğer sorular yapılabilecek olsa bile bazı sorunlarla karşılaşılabilir. Öyleyse böyle bir durumda cevap anahtarı kontrolü en sona bırakılmalıdır.
  • Soru çözümü bitirildikten sonra mutlaka ama mutlaka bir değerlendirme yapılmalıdır. Değerlendirme sırasında bazı soruların cevapları aranmalıdır. Kaç soru yapıldı? Kaç soru boş bırakıldı? Kaç doğru var? Kaç yanlış var? Doğrular bilerek ve bilinçli bir şekilde mi doğru yapılmış? Bazı sorular rastgele doğru yapıldıysa bu soruların gerçek çözümü nasıl olmalıdır? Yanlışlar neden yapılmış; bilgi eksikliğinden mi, dikkatsizlikten mi, yanlış işaretlemeden mi? Boş bırakılan sorular neden hoş bırakılmış? Bütün bu soruların cevabı arandıktan sonra eğer ortada bir "dikkatsizlik" sorunu varsa "konsantrasyon" konusu üzerinde durulmalıdır. Bilgi eksikliği varsa "konu tekrarı" yapılmalıdır. Hâlâ çözülemeyen ve nedeni anlaşılamayan sorunlar varsa "öğretmenlerden" yardım istenmelidir. Kısacası hiçbir soru, doğru çözümü tamamen öğrenilmeden geçilmemelidir. Her sorunun çözümü mümkünse alternatifli olarak öğrenilmelidir. Bu konuda özellikle "rehber öğretmenlerle" diyalog hâlinde olunmalıdır.

Bu şekilde bir çalışma yöntemi izlenirse günde 100 soru çözmek, yeterli bir çalışma olacaktır. Bir öğrenci bu şekilde bir çalışma stratejisi izlerse zaten günde en fazla 100 soru ancak çözebilir.

Yani bir öğrencinin günde 500 soru çözmesi, hele hele bir günde 1000 soru çözmesi mümkün değildir. Çünkü bir soru yaklaşık bir dakikada çözülür. 500 soru 500 dakika eder. 500 dakika ise tam 8 saat 20 saniye der. Yani bir öğrencinin, hem de yerinden hiç kalkmadan günde 8 saat soru çözmesi bilimsel değildir, mümkün de değildir... Çünkü okula giden bir öğrencinin o kadar boş vakti yoktur. Günde bu kadar soru çözdüğünü söyleyen kişi ya okula gitmiyordur, ya da soru çözmek dışında başka hiçbir iş yapmıyordur, akşama kadar sadece soruyu çözüyordur. Aksi hâlde doğruyu söylemiyordur. Doğru söylüyorsa da çözdüğü soruların ona hiçbir yararı yoktur, sadece soru çözmek için soru çözmüştür. Ailesi ve öğretmenleri de onu gerçekten soru çözmüş zannetsinler diye böyle bir yola başvurmuştur.

Hele hele bir öğrenci günde 1000 soru çözebilir mi? Hangi öğrencinin günde 16 saat boş vakti var? Allah aşkına böyle saçma bir şey olabilir mi? Boş sözler, boş konuşmalar, boş istekler…

Yani, yukarıda belirttiğimiz şekilde günde ortalama 100 soru (ama aksatmadan, düğün bayram demeden her gün) çözebiliyorsanız ne âlâ…

Peki, soruları hangi kaynaklardan çözelim? Bu soruya cevap olabilecek nitelikteki araştırmalarımız şu sonuçları ortaya koydu:

 
  Bugün 9 ziyaretçi (12 klik) kişi burdaydı! Mertcan'ın Yapımı  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=